Refleksolojinin Doğum Ağrısı Üzerine Etkisi


Refleksolojinin-Doğum-Ağrısı-Üzerine-Etkisi

Refleksoloji yaklaşık olarak 12 bin yıllık geçmişi olan vücudun spesifik organ ve bölgelerinin küçük bir aynası olarak kabul edilmekte olan kulaklar, eller ve ayaklardaki spesifik somatik organ ve bölgeler ile ilişkili özel noktalara direkt lokal baskı uygulanmasını gerektiren, holistik, tamamlayıcı, iyileştirici özel bir tedavi ve enerji dengeleme yöntemidir.


Uluslararası Refleksoloji Enstitüsü aracılığı ile ise refleksoloji bütün salgı bezleri, organlar ve vücut alanları ile ilişkili olan ellerde, ayaklarda ve kulaklardaki refleks noktalarına el ile uygulanan, vücut fonksiyonlarının da normalleşmesine katkı da bulunan bir teknik olarak tanımlanmıştır. Bu yönteme göre kulaklar, eller, göz bebekleri ve ayak tabanlarında organların son bulduğu sinir noktaları mevcuttur.


Bir başka deyiş ile her organın kulak, el ve ayak tabanında yansıdığı bir nokta bulunmaktadır. Refleksoloji ile bu noktalara baskı yapılarak verilen uyarılar organlarda cevaba sebep olur ve vücudun doğal iyileşme kapasitelerini de devreye sokar.


Örneğin ayaktaki karaciğer noktasına uygulanan refleksoloji uygulaması karaciğeri uyarır. Refleksoloji bir ayak masajı değildir. Masaj yumuşak doku ve kasların palpasyonudur. Refleksoloji ise sinir yollarının uyarılması olarakta tanımlanır. Refleksoloji dolaşım ve lenf sistemindeki sorunları düzeltir.


Doğum Ağrısında Alternatif Bir Yöntem: Ayak Refleksolojisi

  • Vücudun doğal dengesini tekrardan sağlar.

  • Toksinleri vücuttan, bedenden uzaklaştırır.

  • Homeostazisi sağlar.

  • Vücudun kendini iyileştirme mekanizmasını aktif hale getirir.


Refleksolojinin Doğum Ağrısı Üzerine Etkisi


Refleksoloji tekniklerinin kronik bel ağrıları ve multip ile sklerozdaki santral nöropatik ağrılarda yararlı olduğu ve ağrıları azaltmaya katkı da bulunduğu ileri sürülmüştür. Gebelik, doğum ve doğum sonu ünitelerinde refleksolojinin kullanımının; konstipasyon, mide yanması, baş ağrısı, sırt ağrısı, karpal tünel sendromu, postnatal baş ve sırt ağrısını azalttığı da belirtilmiştir.


Refleksoloji ile uygulanan masaj ve cilt teması sonucunda enkefalinler ve endorfin salgılanmaktadır. Böylelikle, beyine giden ağrı mesajının sinirsel iletimi durdurulmakta, kaygı ve ağrı seviyesi azalmakta, uyarılmış lenf ve kan akımı sonucunda vücuttan, bedenden toksinlerin atılımını artmaktadır.


Refleksolojinin, aynı zamanda uterus kasılmalarını teşvik etmek adına oksitosin salınımının uyarılmasında, doğum esnasındaki kasılmaların düzenlenmesinde, kasılmalar esnasında gevşemenin oluşmasında, deneyimlenen ağrı seviyesinin azaltılmasında, doğumun ilerlemesini kolaylaştırmada ve eylemin süresinin kısaltmada etkili olduğu belirtmektedir. Bu fizyolojik etkilerin yanı sıra refleksoloji dokunmaya dayalı bir terapi olması sebebiyle kadın ve ebe, hemşire arasında daha samimi, daha güçlü ve daha güvenilir bir ilişkiye de yol açmaktadır.

Refleksolojinin Doğum Ağrısı Üzerine Etkisinin Kanına Dayalı Araştırma Sonuçları


Literatürde doğum eyleminde refleksolojinin kullanımının etkisini inceleyen türlü araştırma sonuçları bulunmaktadır ve bunlardan bir kısmı aşağıda verilmiştir;

Danimarka’da yapılan bir çalışmada 99 kadından 17 sine refleksoloji uygulanmış, kontrol grubuna göre servikal dilatasyonda anlamlı değişiklikler görülmüştür. Doğuma başlangıcı basitleştirdiği, doğumu hızlandırdığı, ağrıyı azalttığı, plasentanın ayrılmasını hızlandırdığı ve medikal girişimleri %79 oranda azalttığı bildirmiştir.


Kuzey İrlanda da yapılan bir çalışmada ise 150 gebe kadından 50 sine refleksoloji uygulanmış, her iki grupta da doğumun başlangıcında anlamlı değişiklikler görülmezken, doğum indüksiyonu ve forseps kullanım oranının refleksoloji grubunda belirgin oranda düşük olduğu da gözlenmiştir.

Refleksolojinin 60 dakika boyunca uygulanmasının doğum süresini önemli oranda kısalttığı da saptanmıştır. Doğum sonu refleksoloji uygulanan grupta 1. Ve 5. Dakikadaki APGAR skoru önemli seviyede yüksek, 60. Dakikada annedeki yaşamsal bulguların ortalaması ve hemoraji oranı rutin bir bakım alan gruba göre daha da düşük bulunmuştur.