Masajın Yaşantımızdaki Önemi


Masajın-Yaşantımızdaki-Önemi

Duyularımızı bilinçli bir şekilde kullanarak bedenimizdeki doktoru uyandırabilir, bütün bedenlerimizde dengeyi kurmak, bütünsel sağlık ve güzellik halimizi yükseltmek adına şifa mekanizmalarımızı kolaylıkla uyarabilir ve fiziksel, zihinsel bedenlerimizi istediğimiz tarafta harekete geçirebiliriz. Bu makalede özellikle de dokunma duyumuzun, çoğumuz aracılığı ile farkında olunamayan inanılmaz önemini vurgulayacağız.


Dokunma Duyusu


Derimiz, terleme vasıtası ile vücut ısısının ayarlanmasında vazife yaptığı gibi, mikrop ve parazitlerin girişini de engellemektedir. Çeşitli salgılar ile onların uzaklaştırılmasında rol oynar. Derimiz dokunmayı, basıncı, sıcağı ve soğuğu idrak etmemizde, acı ve ağrı alıcıları ile zararlı tesirleri hissetmemizde vazifelendirilmiş çok fazla alıcı hücresi ile tam bir erken alarm sistemi olarak vücudumuzun her konudan haberdar olmasında öncelikli bir vazife görür.


Cildimizin içindeki bu dünyanın en etkin doktorunu uyandırarak, şifalandırma mekanizmalarınızı nasıl çalıştırabildiğinizi biliyor musunuz?

Düzenli masaj ile sevgi dolu ve şefkat dolu dokunuşlar bedenimizdeki, vücudumuzdaki bütün dokularda detoks görevi görmektedir. Gündelik olarak kendi kendimize yapacağımız, Ayurveda’da self abhyanga olarak isimlendirilen masaj aracılığıyla metabolizmamızı hızlandırır, zihnimizi sakinleştirir, hücreler arasındaki sıvıda toplanmış olan toksinleri tahliye eder ve dokularımızı da toksinlerden arındırarak detoks vazifesi görür.


Kas elastikiyetini geliştirerek, bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Bu da yaşlanma sürecini yavaşlatır ve Well aging denilen iyi yaş alma sürecini başlatmış olabilirsiniz. Tabii bu masaj sırasında kullandığınız ürünün bitkisel bazlı ve doğal olması, şifa mekanizmalarının aktif olması açısından da çok önemlidir. Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda cildimize sürdüğümüz kozmetiklerde kullanılan 400’den fazla toksik elementin artıkları yağlı dokularda ve kanda yerleştiği tespit edilmiştir. Cildimiz vücudumuzun en büyük organı olduğundan dolayı, deri aracılığı ile emilen kimyasallar ağız yoluyla alınanlara nazaran daha riskli olabilir.

Ağız yoluyla alınan kimyasalların bir kısmı sindirim sistemi aracılığı ile bertaraf edilebilirken, deriden emilen kimyasallar ise doğrudan kana karışarak, zararlı ve zehirli etkilerini gösterebilirler. Bu sebepten cildimize ne sürdüğümüze oldukça çok dikkat etmeliyiz. Kişisel bakım ürünlerimizi satın alırken, bedenimizde, vücudumuzda gerçek bir hormoni ve denge yaratabilmesi adına %100 doğal ve hatta organik içerikli saf uçucu yağlar ve bazlar ile harmanlanmış vücut nemlendiricileri ve masaj yağlarını seçmeye çok fazla özen göstermeliyiz.


Vücut nemlendirici ve yağı seçimlerimizde cildimizin doğasını göz önünde bulundurmayı kesinlikle unutmamalıyız.


Kuru Ciltler: Cildiniz oldukça kuru, soğuk havalarda ise pul pul olma veya ince olma eğiliminde ise derinlemesine nemlendirerek, besleyen yoğun ve ısıtan yağlar olan soğuk sıkım badem ve susam baz yağları ile geliştirilmiş vücut nemlendirici ve yağlarını kullanmalısınız.

Hassas Ciltler: Cildiniz sıcak, pembemsi ve kolaylıkla tahriş olma eğiliminde ise, serinleten, sakinleştiren ve yatıştıran baz yağlar olan soğuk sıkım Hindistan cevizi, ay çiçek ve zeytin baz yağlarıyla geliştirilmiş vücut nemlendirici ve masaj yağlarını tercih etmelisiniz.

Yağlı ve Selülitli Ciltler: Cildiniz kalın, nemli, yağlı ve pürüzsüz ise ve hatta basen alanınızda fazla yağ hücreleri ve selülit var ise, hafif ve ısıtan yağlar olan safran, aspir, hardal ve ayçiçeği baz yağları ile geliştirilmiş masaj yağlarını ve vücut nemlendirici seçmelisiniz.